Kabir Azabı

    Bismillahirrahmanirrahim...

    İnanışa göre insanlar öldükten sonra mahşerde toplanma anına kadar kaldıkları yer için çeşitli isimler ve tanımlamalarda bulunmuşlardır. Dünya hayatında yaptıklarına göre muamele görecekleri bu yere kabir alemi yada berzah alemi, geçen süreye de kabir hayatı demişlerdir. Kur'an da böyle bir hayattan ve alemden bahsedilmediğini anlatarak başlayalım.
    Öncelikle 'berzah' denilen alemin Mü'minun suresinin 100. ayetinde geçtiği iddialarının doğru olmadığını açıklamak gerekir. Ayette Yüce Allah şöyle buyruyor :

Mü'minun 99-100
  • Onların birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim, beni geri döndür.” dedi.
  • “Böylece (geri gönderdiğin taktirde) terkettiğim salih amelleri işlerim.” Hayır, muhakkak ki onun söylediği söz, sadece (boş) bir kelimedir. Ve yeniden diriltilecekleri güne kadar onların arkasında berzah (berzahun) vardır.
    'Berzah'ın bir alem değil geri dönüşe imkan vermeyen 'engel' olduğu ayetlerde açıktır. Yorum yapmadan, kelimenin sözlük anlamına takılmadan Rab'bimiz berzah kelimesinin ne anlama geldiğini diğer ayetlerinde bize nasıl anlatmış ona bakalım...

Rahman 19-20
  • İki denizi birbiri ile karşılaşacak (birbirine kavuşacak) şekilde akıttı.
  • İkisi arasında berzah (berzehun) vardır, ikisi birbirinin sınırını geçemez (birbirinin özelliğini, düzenini bozamaz).
Furkan 53

    Ve iki denizi serbest bırakan O’dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. İkisinin arasına berzah (berzehan) kıldı. (Böylece onları) engelleyerek (birbirine karışmalarına) mani oldu.

    ''Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz.'' (Enam 65)

    Rahman suresindeki ayetlerde iki denizin, Furkan suresinde ise tatlı su ile denizin karışmadığının, aralarındaki sınırın geçilememesinin anlatıldığı örneklerde Allah aynı kelimeyi (berzah) kullanmıştır. Bu ayetlerden 'berzah'ın, iki şeyin arasındaki geçişi engelleyen perde veya ayırıcı sınır olduğu nettir. Öldükten sonra tekrar dünya hayatına dönüş bir berzah ile engellenmiştir. Bu berzah dünya hayatının son sınırı ve ahiret hayatının başlangıcını belirtir. Öldükten sonra bir berzah alemi sonra da ahirete geçişe dair yorum yapabilmek için, ne bir hayattan nede bu alemden sonra ahiret hayatına geçiş sınırından bahsedilmez. Ölümün insanın kıyameti olduğu düşünülürse, kıyamet (son saat) koptuktan sonra ne olacaksa öldükten sonra da o olacaktır.

    Allah bu sürecin kişinin ölümü ile veya Sur'a üflenerek başladığını ayetlerinde belirtmiştir. Zamanın bu alemde (evrende) yaratılmış bir boyut olduğunu ve de Allah katında zaman ve mekanın olmadığını düşünürsek Sur'a ikinci kez üflendiğinde, ilk ölen insan ile kıyametin kopmasında ölen (Sur'a ilk üfürüldüğünde ölen) insanların dirilişi aynı anda olacaktır diyebiliriz. Ölen insanların gittikleri yerde zaman olmadığı için bekleme gibi bir durum da söz konusu olmayacaktır. Öyle bir durum olsa idi, kabir azabı kabul edilirse ilk ölen insanların daha çok azap göreceği gibi adaletsiz bir durum ortaya çıkardı. İlk ölen insan ile 'son saat' ölen insan kıyam olduğunda (yeniden dirildiğinde) uykudan uyanmış gibi hissedecekler ve hepsi de aynı süre kadar uyuduğu hissine kapılacaktır.

    İlgili ayetlerden, insanın ölürken (ölüm melekleri nefsleri çıkarırken) gördüğü muamele sebebiyle halinin ne olduğunu anladığı, sonra yeniden diriliş ile uyandırıldığında önce 'bizi kim uyandırdı' sonra da olanları hatırlayıp 'eyvah herşey doğruymuş' diyecekleri görülmektedir. Tabi bu cehennemlikler için olan kısımdır. Cennetlikler için ise tersi olacağı düşünülebilir.

-Gecenin geç saatlerinde olan bir programı izleyebilmek için uykuya direnen bir kişinin televizyon karşısında uyuya kalıp, gözünü sabah açtığında 'tüh yine uyuyakaldım, izleyemedim' demesi anlatmak istediğimizi açıklayan bir örnek olabilir.

Ahzab 19 ve Muhammed 20. ayetlerinde Yüce Allah ölüm ile ilgili şu benzetmeyi yapmıştır :

Ahzab 19

    ''...ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimse gibi ...''

Muhammed 20

    ''...üzerlerine ölümden dolayı baygınlık çökmüş gibi ...''

Kaf 19

    ''Ve ölüm sarhoşluğu hak ile geldi. İşte senin ondan kaçtığın şey budur.''

Yani ölen insanın dirildiğinde, bayılmış ta ayılmış olan birisi gibi olacağını anlamak mümkündür.

Ölüm anında meleklerin yapacakları muamele ise şu ayetlerle bildirilmiştir.

En'am 93

    Allah’a yalanla iftira eden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken “Bana da vahyolundu.” diyenden ve “Ben de Allah’ın indirdiği şeylerin benzerini indireceğim.” diyenden daha zalim kim vardır? Zalimleri, ölümün şiddet halinde iken ve ölüm melekleri ellerini uzatıp: “Nefslerinizi çıkarın. Bugün, Allah’a karşı hak olmayan şeyler söylediğiniz ve O’nun âyetlerine karşı kibirlendiğiniz için alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” dedikleri zaman görsen.

Enfal 50

    Ve kâfir olanları, vefat ettirilirken melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vururken ve “Yakıcı azabı tadın!” (derken) görseydin.

Muhammed 20

    Artık melekler onları vefat ettirirken, onların yüzlerine ve arkalarına vuracakları zaman onların halleri nasıl olacak?

Nahl 32

    Melekler, en güzel, en iyi bir şekilde vefat ettirirler. Onlara: “Selâm üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz (güzel, hayırlı) ameller sebebiyle cennete girin.” derler.

Uykunun da ölüm haliyle benzer olduğu ayetlerde geçmektedir.

Zümer 42

    Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. 

    Ölüm ile bedenlerin çürüdüğü, nefslerin ise Allah ın katında tutulduğu, tekrar dirilme ile nefslerin tekrar bedenlerine kavuşacağı ilgili ayetlerden anlaşılmaktadır. Nefslere bu aşamada ne olacağı bildirilmemiştir. Ama baygınlık veya uyku haline benzer bir durumda olduklarına dair ayetlerde benzetmeler yapılmıştır. Kabirde bedenlere azaptan söz etmek te mümkün değildir.

    Kur'an da ölümle diriltilme arasında bir alemden bahsedilmediği de açıktır. Bu durumun ayetlerde genellikle ölüm-diriliş şeklinde olacağı anlaşılıyor. Allah katında zaman olmadığı düşünülürse bunların aynı esnada olması mümkündür. Zamanın ve mekanın olmadığını düşünebilmek bunlara bağımlı olan bizlere çok ta kolay gelmediği de ortadadır. İnsanlık evrende zamanın işleyişini bile ancak binlerce yıl sonra 'Einstein'ın Görelilik Kuramı' ile anlamlandırmaya başlamıştır. Ölüm anıyla insan için zaman durur ve kıyamet (diriltilme) ile tekrar başlar demek yanlış olmayacaktır.

    Ceza ve mükafatın tekrar diriltilip, hesaba çekildikten sonra olduğunu düşünürsek, ölüm ile diriltilme arasında herhangi bir ceza veya mükafat Allah ın Kur'an da anlattığı 'mutlak adalet' kavramına da ters bir durumdur.

    Zümer Suresinin 68. ayetinde Sur'a üflendiğinde (kıyamet gününde-son saat) insanların öleceğini ardından tekrar üflenip ayağa kalkacaklarından bahseder. Bakara 243. ayette de Rab'bin emri ile öldüklerini ve sonra diriltildikleri söyleniyor. Ölüm ve dirilmeden peşi sıra bahsedilmesi arada bir alem veya azabın olmadığının söz akışndan bile anlaşılabileceğini gösteriyor.

Bakara 243

    Ölüm korkusuyla kendi diyarlarından çıkan binlerce kişiyi görmedin mi? Oysa Allah onlara: “Ölün.” dedi (böylece öldüler). Sonra da onları diriltti. Muhakkak ki Allah, insanlar üzerine elbette fazlın sahibidir. Lâkin insanların çoğu şükretmezler.

Zümer 68

    Ve sur’a üfürülmüş, Allah’ın diledikleri hariç, göklerde ve yerde olanlar ölmüşlerdir. Sonra ona (sur’a) bir defa daha üfürüldüğü zaman onlar ayağa kalkarak bakınırlar.


Nebe 18

    ''Sur’a üflendiği gün artık siz bölük bölük geleceksiniz.''

Kehf 99

    Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.

Yasin 51

    ''Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.''

Yasin 53

    ''Sadece tek bir sayha (şiddetli ses dalgası)! İşte o zaman onlar, hepsi huzurumuzda hazır bulunanlardır.''

Yasin 51-52
  • Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
  • "Eyvahlar olsun bize, uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahmân’ın vaadettiği şeydir. Ve resûller doğru söylemişler." dediler. 

Kaf 20-21
  • “Sûr’a üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür. 
  •  Her can kendisi ile beraber bir sürücü ve birde şahit (melek) olduğu halde gelir.
Taha 102-103-104
  • O gün ki, sur’a üfürülür. Ve mücrimleri, o izin günü morarmış olarak haşredeceğiz (toplayacağız).
  • Onlar aralarında: “(Dünyada) sadece 10 (gün) kaldınız.” diye gizlice konuşacaklar.
  • Onların söyledikleri şeyleri Biz, daha iyi biliriz. Yol bakımından onlara emsal olan “sadece bir gün kaldınız” diyecek.
Mü'minun 112-113-114
  • Allah dedi ki: “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?”
  • “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. O zaman (onu), sayanlara sor.” dediler.
  • Allah dedi ki: “Ancak az bir zaman kaldınız. Siz bilmiş olsaydınız.”
İsra 52

    O, kıyamet günü sizi çağıracak, siz de hamdederek O'nun çağrısına uyacaksınız ve kendinizi, yeryüzünde pek az bir müddet kalmışsınız sanacaksınız.

    Süreç herkesin Allah a arzı ile devam eder. Amel defterlerinin okunması, organların konuşması ile herkesin dünyada yaptıklarını tek tek görerek bilgilendirilmesi hesap sürecini başlatır.

 Hakka 18-19
  • İzin günü (Rabbinize) arz olunacaksınız. Sizden (size ait hiçbir şey) sır olarak gizli kalmaz.
  • O zaman kitabı (hayat filmi) sağından verilen kimse ise o zaman: “Alınız, kitabımı okuyun.” der.
Yasin 65

    Bugün onların ağızlarını mühürleriz. Kazanmış olduklarını (yaptıklarını) Bize, onların elleri anlatır, ayakları şahitlik eder.

Nur 24

    ''O gün onlara, onların dilleri, elleri ve ayakları yapmış olduklarına şahitlik edecek.''

    Kur'an da ölümden sonrasının diriliş, toplanma, Allah a arz edilme, amel defterlerinin alınıp okunması, şahitler huzurunda sorgulanma, yargılanma ve cennet-cehenneme sevk ile tamamlanacağı detaylarıyla belirtilmiştir. Kendileri için terazi dahi kurulmayacağının belirtildiği kişiler hariç.

Kehf 105

    Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.

    Eğer kabir azabı olsa idi, ölüm ve dirilme arasındaki hayat (kabir hayatı) hakkında hiç bir detaydan bahsedilmemesi Kur'an için eksiklik olurdu.

En'âm 38

    ''Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.''

Kabir azabına işaret ettiği iddia edilen ayetlere de bakarak konuyu tamamlayalım.

Mü'min 45-46
  • Böylece Allah, onların yaptığı hilelerin kötülüklerinden onu korudu. Ve firavun ailesini, azabın kötüsü kuşattı.
  • O ateş ki sabah akşam ona arz olunurlar. Ve o saatin (kıyâmetin) vuku bulacağı gün: "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!" (denir).
Hud 98-99
  • Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!
  • Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!
    Ayetler birbirini açıklıyor zaten. Allah , Musa a.s'ı onların yaptığı hile ve kötülüklerden korurken, onları da azap ile kuşatmıştır. Yani işin bu kısmı dünyada olanlardır. Dünyadaki azap ve lanet; kıtlık, kuraklık, çekirge ve kurbağa istilaları ile olduğu başka ayetlerde anlatılmıştır. Azabın diğer kısmı da kıyametin vuku bulacağı gün başlayacaktır. Önce ateşe arz olunup sonra kıyametin vuku bulacağı gün olarak anlamak devamındaki ayetlerinde sonradan olanları anlatıyor zannetmektir ki yanlış olduğunu ortadadır. Allah burda sürecin sıralamasını değil olayın kendisini anlatmaktadır.Yani :
  • ''O ateş ki sabah akşam ona arz olunurlar''
    İfadesinden sonra ateşe arzın ne zaman olacağı ve neyin ateşi olduğu ayetlerin devamında Rab'bimiz tarafından açıklanmaya başlanır. O ateşin kabirdeki azap değil kıyamet gününden sonra girecekleri cehennem ateşi olduğu net ve açıktır.
  • ''...Ve o saatin (kıyâmetin) vuku bulacağı gün: "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!" (denir).'' (Mü'min 46)
  • Ve onlar ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar kibirlenenlere: "Gerçekten biz size tâbî olduk. Şimdi siz, ateşten nasibimizi bizden giderebilir misiniz?" derler. (Mü'min 47)
  • Kibirlenenler dedi ki: "Muhakkak ki biz hepimiz, onun (ateşin) içindeyiz. Allah mutlaka kulları arasında hüküm vermiştir." (Mü'min 48)
  • Ve ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine şöyle dediler: "Rabbinize dua edin. Azaptan bir günü bize hafifletsin." (Mü'min 49)
  • (Cehennem bekçileri) dediler ki: "Resûlleriniz, size beyyineler ile gelmediler mi?" "Evet." dediler. (Bekçiler): "Öyleyse siz dua edin (siz yalvarın) dediler." Kâfirlerin duası, sadece dalâlettir (dalâletin içindedir). (Mü'min 50)
    Allah ın kulları arasında hükmünü verdiği, Firavunun kavmi önüne geçip onları ateşe (cehenneme) götürdüğü ve orda yani ateşin içinde olan dialogları ayetin anlattıklarıdır. Olay (sabah akşam ateşe sunulmaları) kesin ve net bekçileri olan bir cehennemde geçmektedir.

    Kabir azabına işaret ettiği iddia edilen diğer ayetler ise ölüm ve dirilmenin kaç kere olacağının geçtiği ayetlerdir. Ki bu ayetler 'reenkarnasyon' iddiası olanların da suistimal ettikleri, kendilerince anlam verip çarpıttıkları ayetlerdir. Oysa ki Rab'bimiz ayetlerini açıklayanın kendisi olduğunu Kur'an da belirtmiş ve ' Resul ve Nebi ' konusunda bunu anlatmıştık. Merak edenler linke tıklayıp konuyla ilgili daha detaylı bilgiye ulaşabilirler...

Mu'min 11

    (Kâfirler) dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, böylece günahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmaya bir yol var mı?"

Şimdi bunu Yüce Allah nasıl açıklamış ona bakalım :

Bakara 28

    ''Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? Siz ölü idiniz. Sonra sizi diriltti. Sonra sizi öldürecek. Sonra sizi  diriltecek. Sonra O’na döndürüleceksiniz.''

    ''Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz.'' (Enam 65)

    Bizler ölü idik (yoktuk), dirilip dünya hayatına başladık. Sonra ölecek ve kabirlere koyulacağız. Sur'a ikinci üfleme ile yeniden dirilip  Rab'bimize doğru akın akın gideceğiz.

    Bakara 27. ayette zaten, dünyaya gelmeden önce verdikleri misaklarından sonra Allah ile Ahdi`ni bozanlardan bahsedilmesi de ilk ölümün anne karnından doğmadan önceki hal olduğunu anlatmaktadır.

    Cennet ve cehennem gibi bir azabın olduğu iddia edilen alem için ; şu ayet buna işaret ediyor,o ayetin şöyle yorumu buna delildir gibi zayıf ve zorlama şeyler Kur'an gibi 'hiç bir şeyin eksik bırakılmadığı' bir kitaba kendi istediklerinin söyletilme çabasından başka bir şey değildir. Cennet ve cehennem ile ilgili yüzlerce ayet varken kabirde azap ile ilgili neden bir tek açık ayet yoktur acaba !

    Kabirdeki sorgu, gelen melekler, sordukları sorular, mezarlıkta hocaların verdiği kopyalar (talkın) Kur'an da hiçbir şekilde bahsi edilmemiş konunun nerelere geldiğinin göstergesidir.


Bunlar benim Yüce Allah'ın kitabı Kur'an dan çıkarımlarımdır.
Yanlışım varsa Allah affetsin.
Muhakkak ki en doğrusunu Allah bilir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder